Hangi yiyecekler böbrek taşına neden oluyor?

18 Nis 2009

Dünya genelinde bir insanın hayatı boyunca böbrek taşı oluşturma olasılığı yüzde 12’dir. Ülkemizde bu oranın daha yüksek olduğu ve özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yüzde 30’lara çıktığı gözleniyor.

Bu bölgedeki genetik faktörler , yöresel gıdalar, sıvı alımının az olması ve yüksek hava sıcaklığı sık görülmesinin ana nedenleri. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Yalçın İlker, böbrek taşları ve tedavisi ile ilgili bilgi verdi.

16 Nisan 2009, İstanbul…İdrar yollarında yani böbrek, üreter, idrar kesesi ve üretra içinde oluşan veya bulunan taşlara idrar yolu taşı deniyor. Taş hastalığı genellikle böbreklerin olduğu yerde şiddetli ağrıyla kendini belli ediyor. Ayrıca idrarda kanama, yanma, bulantı ve kusma da taş hastalığının belirtileri arasında yer alıyor.

Taş hastalığı ile ilgili sorularımızı Anadolu Sağlık Merkezi’nden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Yalçın İlker yanıtladı.

Taş hastalığına karşı ne gibi önlemler alınabilir?

Taş hastalığına yol açan en önemli faktörlerden birisinin gıda tüketimi olduğu biliniyor. Oluşan taşın cinsine göre aşırı protein alımı, tuzlu gıdalar, çikolata, yeşil yapraklı bitkiler, aşırı çay ve kahve tüketimi risk faktörü oluşturabiliyor. En önemli etkenlerden birisi de az su tüketilmesi. Taş hastası olsun olmasın herkesin günde en az 10-12 bardak su içmesi gerekiyor.

Böbrek taşları tıkanıklık ve iltihaplanmaya yol açarak böbrek hasarına ve kaybına yol açabiliyor. Bu nedenle erken tanı ve uygun tedavi büyük önem taşıyor.

Taş, ilaçla yok edilebilir mi?

Oluşmuş bir taşı ilaç tedavisi ile küçültmek veya yok etme şansı pek yok. Sadece nadir bir taş olan saf ürik asit taşında ağızdan alınabilen ilaçlar ile başarılı sonuçlar alınabiliyor. Önemli olan taş hastalarında yüzde 50 olan tekrarlama olasılığını azaltmaktır. Bu açıdan ufak bir taş parçasından yapılabilen taş analizi ve risk faktörlerini ortaya koyabilen detaylı kan ve idrar analizleri büyük önem taşıyor. Bu analiz sonuçlarına göre ilaç ve diyet ile tekrarlamanın önüne geçilebiliyor. Bütün taş cinslerinde çok su içilmesi taşın nüks etmesini azaltan ana tedavilerden biridir.

Taş kırma yöntemi hakkında bilgi verir misiniz?

Böbrek taşı hastalığında en etkili tedavi yöntemlerinden birisi de halk arasında “Taş kırma” olarak bilinen dışarıdan şok dalgaları ile taş kırma tedavisidir. Bu tedavi yönteminde bir makine tarafından oluşturulan şok dalgaları vücudun dışından taşa odaklanarak taşın ufak parçalara ayrılmasını sağlıyor. Bu ufak parçalar kendiliğinden idrar yolu ile dışarı atılıyor. Bu yöntem iki santimden küçük böbrek taşları ve böbrek ile mesane arasındaki kanalın (üreter) üst kısmında olan taşlar için uygundur.

Hastaya anestezi verilmemesi, herhangi bir cerrahi risk taşımaması ve böbrek üzerinde kalıcı bir zararlı etkisinin olmaması bu yöntemin avantajları olarak sıralanabilir.

Taş kırma tedavisi nasıl gerçekleştiriliyor?

Tedavi yaklaşık yarım saat sürüyor. Ciddi bir ağrının hissedilmediği tedaviden sonra hasta hemen evine gidebiliyor. Bol su içerek ve ağrı kesici alınarak parçalanan taşların vücuttan dışarı atılması sağlanıyor.

Taşın büyüklüğüne ve sertliğine göre seans sayısı artabiliyor. Bu tedavi sırasında ciddi bir ağrı duyulmuyor. Seanslar, arka arkaya birkaç gün ya da hafta arayla gerçekleştirilebiliyor. Tedavi gerektiren taşların ortalama %70’i bu yöntemle giderilebiliyor. Kalan % 30’u da üreteroskopi veya perkütan nefrolitotomi denilen endoskopik ameliyatlarla tedavi edilebiliyor.

Olmadık anda, olmadık yerde sizi yakalar

16 Nis 2009

Önemli bir toplantıda, ciddi bir randevuda, yani en olmayacak yerlerde karşımıza çıkan bağırsak gazları can sıkıcı, keyif kaçırıcı sorunların başında yer alıyor. Her insan bağırsak fonksiyonları sürecinde gaz üretir ama bu bazı insanlarda beklenenden daha fazla ve sık olabilir. Aşırı gaz dışarıya atılamadığında bağırsak spazmlarında, ağrıya ve değişik rahatsızlıklara yol açabilir. Özellikle meyvece, taneli tahıllar ve baklagillerin en gaz yapan besinler olduğunu vurgulayan Yaşasın Hayat ekibi uzmanları sağlık sorununun nedenleri, baş 2 yolları ve beraberinde görülebilecek hastalıkları ayrıntılı olarak ele aldı. Gaz yapan besinlerin aynı zamanda en sağlıklı besin gurubunda bulunmasının bir tesadüf olduğunu vurgulayan ekip, gazın temel nedenini “Bu besinlerde bulunan posa miktarının fazlalığı” diye özetliyor.

Önce nedenleri ortadan kaldırın
Şişkinlik sorununun altında bazı sağlık sorunları da yer alabilir. Bu nedenle hem gaz hem de karın bölgesinde şişkinlikten yakınıyorsanız bunun altında yatan nedenleri araştırmak gerekiyor, örneğin kabızlık… Bu sorunda kullanılacak kabızlık gidericiler gaza, sorunun kendisi ise şişkinliğe yol açar. Ya¬nı sıra bazı mide, bağırsak sorunları da gaz ya da şişkinliğe yol açabilir. İşte o sorunlar ve yapılması gerekenler:

KABIZLIK
Kabızlığın en sık görülen nedeni çok az su ve az lif (posa) içeren beslenmedir. Fazla alkol ve kafeinli içecekler ka¬bızlığa neden olurlar. Bağırsak hareketlerindeki azalma, hareket azlığı ve uzun süre yatakta kalmaktan kaynaklanır. Tiroit hastalıkları ve depresyon gi¬bi sorunlar da kabızlığa neden olabilir. Kalın bağırsağın daralması, tıkanması, tümörleri ve divertikülit hastalığında da kabızlık görülür. Alınan ilaçların birçoğu da kabızlığa yol açabilir. Örneğin antihistaminikler, depresyon ilaçları, adale gevşetici ilaçlar, sakinleştiriciler, bazı tansiyon ilaçları, aliminyumlu mide ilaçlan, demir hapları, ek kalsiyum almak ve daha birçok ilaç kabızlığa yol
açar. Arada bir olan kabızlık zararsız ve yaygındır. Ancak bazen temelde yatan esas hastalığa bağlı olabilir. Eğer uzun zamandır şiddetli kabızlıktan şikayet ediyorsanız hekime başvurmalısınız.

Kabızlık için kuru kayısı
¦ Her sabah aç karnına kum kayısı, kuru erik veya kuru incir ile ılık su için.
¦ Her öğünde salata ve sebze tüketmeye çalışın.
¦ Bitki çaylarıyla bu işi çözmeye çalışmayın.
¦ Dışkılama hissi gelince gecikmeden tuvalete gidin. Ertelemeler bir süre sonra bağırsağın bu haber verme fonksiyonunu yitirmesine ve artık size haber vermemesine neden olur. Dışkı bağırsakta ne kadar uzun süre kalırsa o kadar sertleşir ve kurur.
¦ Doğru olan her gün aynı zamanda, tuvalete gitmektir. Vücut fonksiyonları için düzen önemlidir. Tuvalete çıkma hissi yoksa bile belirli saatte tuvalete gidip 10 ila 15 dakika oturmak yararlıdır.
¦ Kabızlığa karşı alınan ilaçlar sadece kısa süre alınmalıdır. Sürekli alınırsa bağırsak artık ilaçsız çalışmayacak duluma gelir. Ayrıca bir süre sonra bağırsakların alıştığı bu ilaçlar etkisiz olur. Ayrıca ilaçların yan etkileri ve zararları da var.

¦ Dışkının kurumasını önlemek için günde en az sekiz bardak su için. Alkol ve kafeinli içeceklerden kaçının.
¦ Lifli yiyeceklerin (sebze, meyve, kuru baklagiller, tam tahıl ürünleri, kepek, patates kabuğu vb) tüketimini artırın. Bu maddeler sindirilmediği için dışkıyı hacimli ve yumuşak tutar. Beyaz ekmek ve peynir gibi işlenmiş yiyecekleri azaltın.
¦ Düzenli egzersizlerin (yürümek, karın kaslarını güçlendirici hareketler) vücut fonksiyonlarını iyileştirici etkileri kabızlığa da iyi gelir.

SAKIZLARDAKİ ŞEKER BİLE GAZ YAPABİLİR
¦Yapay tatlandırıcılardan uzak durun. Sorbitol ve ksilitol ihtiva eden sakız ve şekerlemeler sıklıkla gaz yapar, kullanmayın.
¦Yavaş yiyin yavaş için. Besinleri uzun uzun çiğneyin. Küçük parçalar halinde yiyin.
Gaz yapıcı karbonhidratlı besinlerden uzak durun. Gaz yapıyorsa daha az sebze salata, çiğ sebzeler) ve sebze yemekleri (lahana, brokoli, karnabahar) yiyin.

¦Bakliyatları (fasulye, nohut vb.) pişirirken ıslatma suyunu kullanmayıp atın, taze suda pişirin. Gaz yapıcı içeceklerden uzak durun.
¦Sebzeleri buharda pişirin ya da haşlayın. Süt ürünlerinden kaçının. Mutlaka kullanıyorsanız mümkünse “Laktozsuz” ürünlere yönelin.

Şişkinlik sorununuz varsa
Sık karşılaşılan şişkinlik sorununun arkasında çoğu zaman fazla miktarda sebze (kereviz, lahana, havuç, karnabahar, soğan), bakliyat (kuru fasulye, nohut), çok şekerli meyveler (elma, kayısı, üzüm, erik) tüketilmesi geliyor. Asitli ve gazlı içeceklerin, yağlı ve soslu etlerin ayrıca bazı tatlandırıcıların da gaz oluşumunu arttırdıkları biliniyor.
Eğer sizin de şişkinlik şikayetiniz varsa bu yiyeceklerden uzak durmanızda yarar olabilir.

Kabızlıkla mücadelede günlük su tüketiminin 1.5 litrenin altında olmamasına özen gösterilmeli. Egzersiz ise hem kabızlık hem de gaz sorununa iyi geliyor

İRRİTABLE BAĞIRSAK SORUNU

İrritable barsak sorunu kişiden kişiye farklılık gösteren bir sağlık problemidir. Bazı kişilerde kabızlık, bazılarında ise ishal olarak ortaya çıkar. Düzenli ve günde en az üç ana öğün besin tüketmek, tüketilen besinlerin her not edilmesi, sorunun çözülmesinde yardımcı olur. Rahatsızlık (gaz, şişkinlik, ağrı) hissi yaratanların beslenmeden çıkarılması gerekir. Öğün atlaması, beş saatten fazla besin tüketmemesi bu sağlık sorununun artmasına neden olur.
İrritable bağırsak rahatsızlığı kabızlığa yol açıyorsa bol posalı besinlerin tercih edilmesinde yarar var. Posa bakılan zengin besinler arasında tam unundan yapılmış ekmek ve makarna, kuru baklagil çeşitleri, çilek, elma, kayısı, armut, bezelye yer alır. Bununla beraber kabızlıkla mücadelede, günlük tüketilen su miktarının 1,5 litrenin altında olmaması ve düzenli egzersiz yapmak gerekir.
İrrtable bağırsak rahatsızlığı ishal olarak kendini gösteriyorsa patates, pirinç, makarna, ekmek, yoğurt, ayran ishali durduracak ve bağırsak yapısını düzenleyip, mineral kayıplarını azaltacak besinlerin tüketilmesi gerekir.
Salam sucuk, sosis gibi şarküteri ürünlerinden, fazla yağ içeren sos ve kızartılmış besinlerden, alkol, kahve ve baharat çeşitlerinden uzak durmak gerekir.

CROHN HASTALIĞI
Uzun süredir tekrarlayıp duran karın ağrısı ve kramplardan, diyare ataklarından yakınıyorsanız ve bu belirtilere zaman zaman bağırsak kanaması da eşlik ediyorsa ihtimallerden birinin de Crohn hastalığı olabileceği aklınızda olsun. Bu hastalık ağızdan başlayarak bağırsağın sonuna kadar sindirim sisteminin herhangi bir yerinde ortaya çıkabilir. En sık görüldüğü yer ince bağırsağın alt kısmıyla kalın bağırsaklardır. Hastalığın ortaya çıkmasında kalıtımın, bağışıklık sisteminin hatta bazı mikroorganizmaların etkili olabileceği ileri sürülüyor. Crohn hastalığının 15-30 yaş grubunda daha sık görüldüğü biliniyor. Karın ağrıları ve kramplar hastalığın önemli belirtilerinden. Ağrılara bazen bulantı ve kusma da eşlik edebiliyor. Çoğu hastada ağrılı dönemlerde iştah kaybı ve diyare de görülüyor. Tekrarlayan ishal atakları yaşam kalitesini bozup, uyku düzenini bile altüst edebiliyor. Hastalığın tedavisi için mutlaka bir gastroenteroloji uzmanıyla işbirliği yapmak gerekiyor. Bu hastalığın tedavisinde özel bir diyet yok ancak kişilerin kendilerine rahatsızlık veren ve vermeyen yiyeceklere dikkat ederek beslenmeleri gerekiyor. Bu besinlerde kişiden kişiye değişiyor.

ÇÖLYAK
Çölyak hastalığı ishal, karın şişliği, kabızlık, halsizlik, yorgunluk gibi şiflerle giden ve yaşam kalitesini bozan bir sağlık sorunudur. Aslında çölyak hastalığının bu bilinen belirtileri buz dağının en üstte kalan, görünen yanıdır. Sorunların neredeyse yüzde 90′ı suyun altında kalır ve kendini belli etmez.

Çölyak gözden kaçabilir
Çölyak hastalığında fark edilen ya da edilmeyen birçok sorun olabilir. Örneğin bu hastalarda depresyona, eklem ağrıları ve kimi eklem romatizmalarına, diş bozuklukları ve ağız içinde tekrarlayan aftlara sık rastlanır. Ayrıca Çölyak hastalığında kansızlığın, kısırlığın ve bazı kanserlerin (yemek borusu ve yutak kanserleri, ince bağırsak lenfoması) daha sık görüldüğü belirtiliyor. Bu kişilerin bazı böbrek hastalıklarına, çocukluk diyabetine boy kısalığına ve şişmanlık problemlerine de daha sık yakalanan biliniyor. Çocuğunuzda davranış bozuklukları (hiperaktivite, depresyon) otizm, ciltte kaşıntılı deri altı kabarcıkları, diş gelişiminde bozukluklar, kilo alamama, karında şişkinlik ve şişlik, gelişme sorunları mevcutsa bu sorunlara ishal, eşlik ediyorsa arka planda gözden kaçmış bir çölyak hastalığının yatabileceği aklıda olsun.

Nedeni biliniyor
Çölyak hastalığında hastaların büyük kısmında özellikle buğdaydaki glutene karşı bir duyarlılık söz konusudur. Gluten içeren prolaminler buğdayda, çavdarda, yulafta ve arpada bulunuyor. Hastalıkta genetik fak¬törler kadar çevresel faktörlerin de önemli olduğu biliniyor.

Beslenme tarzı değişmeli
Hastalığın tedavisinde yapılacak şey öncelikle beslenme planından buğ¬day, arpa, yulaf, çavdar ürünlerinin çıkarılmasıdır. En önemlisi buğday ürünlerinden (un, makarna, mantı, ekmek, erişte) uzak durmaktır. Çok zorda kalınca az miktarda, arpa, yulaf ve çavdara müsaade edilebilir. Hastalara mısır ve pirinç ürünleri rahatlıkla kullandırılabilir. Laktozdan fakir bir beslenme planı da faydalı oluyor.
Eğer beslenme planı doğru yapılabilmişse en geç altı ay içinde çok iyi sonuçlar alınabiliyor

Yaşlanmayı yavaşlatan bitkiler

16 Nis 2009

Serbest radikaller ve bunların zararlarından bizleri koruyan antioksidanlardan sık sık bahsediyoruz. C vitamini, E vitamini ve beta karoten ilk akla gelen antioksidanlar. Bunlara ilave olarak Coenzym Q – 10 gibi antioksidanlar da çok tanınmaktadır. Bu tip görevleri üstlenebilen çok çeşitli bitkiler de vardır.

Bitkilerden bahsederken, unutulmaması gereken bir konu da, büyüdükleri toprağın cinsi, sıcaklığı, mevsimi, toplandıklarındaki halleri, kurutma prosesleri ve depoda kaldıkları sürelerin etkilerini değiştirebileceğidir. Herhangi bir madde için “bitkiseldir, bunun bir zararı olmaz” demek çok yanlıştır, bunları mutlaka doktor gözetiminde kullanmak gerekir. Unutmayın bir madde yarar sağlıyorsa, zarar da verebilir, bazı durumlarda da (ilaç etkileşimi gibi) yan etkilere de neden olabilir. Antioksidan özellikte olan bu bitkilere bazı örnekler:

Ekinezya:
Antioksidandır. Antibiyotik ve antitoksin özellikleri vardır. Soğuk algınlığı, grip semptomlarını hafifletir. Yara iyileşmesini artırdığı, bağışıklığı güçlendirdiği ileri sürülmektedir.

Ginkgo biloba:
Antioksidandır. Hafızayı ve konsantrasyon yeteneğini güçlendirmeye yardımcı olabilir. Yorgunluğu, baş dönmesi ve kulak çınlamasını azaltabilir.

Sarımsak:
Antioksidan olan organosülfür bileşikleri, allik asit içerir. Virüs ve bakteri enfeksiyonlarından korur, hazımsızlığı önler. Üst solunum yolu hastalıklarında akciğerlerdeki ve bronşlardaki mukusu inceltir. İdrar söktürücüdür. Tansiyonu dengelemede etkilidir. Total kolesterolü düşürücüdür. Kan pıhtılaşmasını azaltıcı özellik taşır. Her gün 1 – 2 diş sarımsak bağışıklığı artırmaya yardımcı olabilir.

Ginseng:
Antioksidandır. Uyarıcı etkisi vardır. Afrodizyak olarak kullanılabilir, zihinsel ve fiziksel iyi hali artırabilir. Menopoz şikâyetlerinde faydalı olabilir.

Üzüm çekirdeği ekstresi:
Güçlü bir antioksidandır. Damar sertliğini önler. Serbest radikallerin zararlarını önler, kan dolaşımını artırır. Iltihap giderici etkisi vardır. Retinopatiyi önleyebilir. Yara iyileşmesini hızlandırır.

Soya fasulyesi:
Güçlü antioksidanlardandır. İçinde genistein, daidzein denilen güçlü antioksidan olan isoflavonlar vardır. Beslenmede soya fasulyesi, soya filizi, soya sütü, tofu, soya unu veya soya kıyması gibi çeşitli şekillerde tüketmek mümkündür. Soya fasulyesindeki fitoöstrojenler, menopoz sıkıntılarının ve semptomlarının hafifletilmesinde yardımcı olabilirler.

Çay:
İçerisinde kateşinler ve kuarsetin adı verilen çok güçlü antioksidanlar vardır. 1 bardak yeşil çayda 375 mg, 1 bardak siyah çayda 210 mg. kateşin bulunur. Çay konsantrasyonu kuvvetlendirir ve uyarıcı etkisi vardır. Çayın bu uyarıcı etkisi ”sabah bir çayımı içip kendime geleyim” diye günün başlangıcının halkımız arasındaki ifadesi olmuştur. Antioksidan etkilidir, kalp ve damar sistemi hastalıklarını önlemede yararları yazılmaktadır.

Üzüm, limon, kayısı, kiraz, vişne, kuşburnu:
Bunlarda bioflavanoidler (Vitamin P) bulunur. Antioksidan ve anti – kanserojendirler. Yaşlılıkla birlikte oluşan kataraktı önleyebildikleri söylenmekte. Ayrıca iltihap giderici, bağışıklık sistemini güçlendirici, alerjiyi azaltıcı etkileri vardır.

Soğan, kereviz, pırasa, lahanagiller:
Bunlarda da çeşitli antioksidan polifenoller bulunur. Antiaging ve antikanser etkileri vardır. Kanserojen nitrozaminlerin oluşumunu bloke ederler.

Domates, kayısı, kırmızı greyfurt, karpuz:
Çok güçlü bir antioksidan olan likopenden zengindirler. Likopen meme, prostat kanseri gibi bazı kanser türlerinin riskini azaltır. Kalp-damar sistemi hastalıklarına karşı koruyucudur.

Yabanmersini, çilek, ahududu, böğürtlen, frambuaz:
Güçlü bir antioksidan olan antosiyanin ve flavonoidleri içerir. İnflamasyonlara (yangı) karşı koruyucu olup, lutein içerikleriyle katarakt ve retinopati gibi göz ile ilgili hastalıkların tedavisinde yardımcı olarak kullanılabilir.

Silmarin denilen bir kimyasal bileşik içerir. Antioksidandır. Karaciğer hücrelerini kimyasal hasardan korur. Safra üretimini ve bağırsağa akışını artırır. Kronik inflamatuar hepatitlerde (karaciğer iltihabı) ve karaciğer yağlanmasında tedaviye yardımcı olarak kullanılabilir. Sirozda inflamasyonu azaltabilir.

Turunçgiller:
Limonen, fenolik asit gibi antioksidanları içerirler. Deri, meme ve akciğer kanserleri başta olmak üzere kanser riskini azaltırlar. C vitamini kaynağı olmaları ile cildin elastikiyetini korurlar. Vücutta bazı besin öğelerinin (demir gibi) emilimini artırırlar


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.